Serebral Palsili Medine’nin hikayesi

40 Günlük Macera

Her insan bir hikayedir, bu hikayede geçen her bir birey de, birbirini kökten etkiler belki de hayatın akışını değiştirir. İnsanların hayatında mutlak zorluklar vardır ancak hiç biri doğuştan engelli, anne-babası dahi olsa başkasına bağımlı olmak kadar zor değildir. Medine, küçük bir kız çocuğu, kendisinden büyük lafları olan, derin itikatlı ve ihlaslı genç kızlığa adım atmış bir birey. Haydi hep beraber bu yaşam hikaseini, medinenin dünyasını okuyalım.

Bebek Medine

Medine, annesinin hayali, ilk göz ağrısıydı. Altı aylık doğdu Medine, O bir prematüre bebek olarak dünyaya zamanından önce açmak zorunda kaldı. Erken doğum nedeniyle beyin kanaması geçiren minik Medine, otuz gün yoğun bakıma alındı. Nefes alabilmek için küçücük bedeninden büyük cihazlar ve kablolar arasında adeta kaybolmuş, hayata tutunabilme mücadelesi veriyordu.

Altı aylık, 1.240 gram doğan minik Medine’nin bedenine ilk neşter vuruldu, bağırsak ameliyatı olan Medine bir süre beslenememesi, doğduğu kilosunu da kaybetmesine neden olmuştu. Zorluklar peşpeşe geliyor, maddi ama en çok da manevi olarak genç aileyi iyice yıpratıyordu.

Annesinin ona her bakışı, çaresizlik, beraberinde sel olan gözyaşı ve aralıksız duaları belkide Allah, Medine’ yi annesine bağışladı ve yoğun bakımdan çıkabildi. Yoğun bakım sonrası müşahade altında on gün de küvez sonrası nihayet annesinin şevkatli, boş kalmış kollarına kırk günün ardınan erişebilmişti. Anne sütünden mahrum kalmaması için, annesi düzenli olarak, sütünü bebeğine yoğun bakımdayken bile ulaştırmıştı.

Hastahane Sonrası

Aradan sekiz ay geçmiş, annesinin kulakları; nöroloji doktorunun yıllar geçse de unutmayacağı acı sözlerini işitmişti. Medine’nin MR sonuçları beyin hasarı olduğunu gösteriyor ve minik bebeğinin bedensel engelli olacağını belgelendiriyordu. Doktor aynen şunları söylemişti;

‘Bebeğiniz yürüyemez, konuşamaz, zihinsel problemi de olabilir, maalesef bunun bir ilacı, ameliyatı, çaresi yok. Kısacası bu durumun herhangi bir tedavisi de yok. Çocuğunuz Serebral palsili’ dedi.

Her engelli annesi gibi, Medine’nin annesi de bilmediği bir dünyaya, belirsizlik çaresizlik ve karmaşanın içine düşmüştü. Bebeği büyüdükçe yaşıtları gibi gelişemeyeceğini düşünmek, engellilik durumunun nasıl olacağını bile tahmin edememek tüm engelli annelerinin yüreğindeki ateş olmuştur. Böyle bir çocuğa sahip bir anne bilir ki, O artık özel bir annedir. Ağlamak, dövünmek yerine göz yaşlarını silip, evladı için çare aramak durmak ve dinlenmenin olmadığı bu döneme girmek gerektiğinin farkındadır.

Engelli annesi özel olmak da beraberinde çok zorluklar getiriyor aslında. Toplumdan, akrabalardan hatta aileden zamanla uzaklaşıyor, tüm mesaini neredeyse 7 gün 24 saat bakıma muhtaç evladına ayırmak zorunda kalıyorsun. İnsanların gözünde, onlardan kaçıyor kasıtlı olarak ilgilenmiyorsun suizanına bile maruz kalır özel annelerin bu temposu.

Medine büyüdükçe gözlerindeki aşırı kayma nedeniyle bir yaşına geldiğinde ameliyat oldu. Altı yaşına kadar, yoğun fizik tedavinin yanısıra dört kez de botoks almak durumunda kaldı. Bunca çalışma, emek Medine’ nin vücudundaki aşırı kasılmalara engel olamadığı gibi, yere de düzgün basamıyordu. Desteksiz oturamıyor, ayakta duramıyor ve dengesini de sağlayamıyordu.

Altı yaşında fizyoterapisti ve ortapedi doktorunun ortak kararı ile maalesef kas gevşetme ameliyatı oldu. Ameliyat sonrası narkozun etkisi tam geçmeden verilen ağrı kesici şurup dolayısıyla Medine’nin nefesi kesildi ve acil müdehale gerektiren bir durum yaşandı. Medine’nin ikinci kez yaşam mücadelesi vermesi, anneside ikinci kez çocuğunu kaybetme riski yaşaması ikinci bir yıkım olmuştu. Annesinin hastane kolidorlarında ağlayarak yaptığı duası ‘Allah’ ım ne durumda olursa olsun, evladımı bana bağışla. Ben onu her haliyle kabulüm’ Bu haykırışların ardından müjde geldi, Medine tehlikeyi atlatmıştı.

Engel Olma Başka İhsan İstemez

Engellinin engelli hayatının en güç yanı, anlayışsız, empati yapma becerisi olmayan insanlarla yaşamak zorunda olmaktır. Sultan anne gibi her engelli annesi de aslında yalnızlık yaşarlar çoğu zaman. Bazen en yakınındır, bazen de sokaktaki esnaf, vatandaştır engellinin engelini daha da zorlaştıran. Herkes konuşur, bilmişlik taslar, ne maddi ne de manevi zerre desteği yoktur ama ileri geri seviyesizce yorum yapar, yorar insanı.

Medine büyüdükçe ağırlaştı, istekleri değişti yani şartlar daha da zorlaştı. İlk bakışta İstanbul’ da çok imkan varmış gibi gözükse de aslında bu şehir daha da çok zorlaştırıp yoruyor insanı. Özellikle de maddi olarak yeterli gücünüz yoksa ciddi olarak eziliyorsunuz bu koca şehirde. Özel anne olmak, özeldir, yani Allah kuluna kaldıramayacağı yükü, sorumluluğu yüklemez. Tüm özel anneler gibi Medine’nin annesi de ‘kimseden destek bekeleme, Allah bu sorumluluğu kaldırabileceğim için bu yükü bana verdi’ diyerek sonsuz bir güç kuvvet buldu kendinde.

Medine 10 Yaşında

Bebeklik, çocukluğunun ilk yıllarını diğer çocuklar gibi yaşayamamasını bilen, izleyen özel bir annenin psikolojisini varın siz düşünün. Çünkü her özel çocuk annesi, savaşçı bir kadındır, evladının engelliliği ve hastalığının yanısıra aslında kendi hayatından da ödün vermiştir. Çocuğunun bir hareketi için bazen yüzlerce kez aynı hareketi yapmaktan bıkmaz usanmaz.

Medine artık on yaşında, destekli yürüyebiliyor, akıllım akıllım konuşabiliyor, okulunu çok seviyor, okuma yazma öğreniyor. Hayata her daim gülümseyerek, sosyal, canlı, umut dolu bir çocuk Medine. Alternatif tıp tedavisi alan Medine’nin hayatında küçük küçük de olsa iyileşmeleri gözlemlemek insanı daha da umutlandırıyor. Medine’nin annesi Sultan hanımdan diğer tüm özel annelere bir mesaj var;

Hiç ümitsizliğe kapılmadan, kimsenin hatta olumsuz konuşan doktorunuzun bile sözlerine aldırış etmeden ilginizi alakanızı evladınızdan eksik etmeden bütün yapılması gerekenleri eksiksiz yapınız

Yasin Umur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir