Başlık aslında tek başına yeter de biz gene de biraz açalım. Günümüz para kazanma ahlakı üzerine nutuk atacak değilim, kelimenin tam anlamıyla kör tuttuğunu, topal yakaladığını sömürdüğü kapitalist üstü bir düzende yaşıyoruz. Kapitalist sistemde paran kadar ürün ve hizmete sahip olabilirsin ancak.

Durumunuz Kritik

Sağlık sektöründe özel veya devlet ayrımı yapmadan ciddi bir sorunu gündeme getirmek gerekiyor. Korku ve şüphe kullanarak insanları sömürme zihniyeti tam olarak bahsettiğim. Örneğin, genel bir kontrol sonrası size akciğerlerinizdeki nodüllerin muhtemel bir kanser tetikleyicisi olabileceği şüphesiyle korku tohumları atılır içinize. Ya da, ‘fıtığınız her an patlayabilir; hemen ameliyat olmanız gerekir yoksa felç bile kalabilirsiniz’ cümlesini çok sık duyar olduk.

Çoğu önemsiz veya olası etkisi belki 30-50 sene sonra çıkabilecek belirtileri sanki yarın son günmüş gibi bir izlenim yaratılarak günümüzde sağlıklı insanlardan hasta insanlar üretilen bir tezgaha şahit oluyoruz.

Hastalıklarda erken teşhis ve önlemini almak tabiki kritik önemlidir ancak bunun adaletli ve yerinde bir karar olduğuna ne kadar itimat edilebilinir? Doktor olan bir adamın babasına bile kanser olmadığı halde kanser tedavisi yapılan büyük bir tezgahtan bahsediyorum. Hal böyleyken kim kime ne kadar güven duyabilecek?

Sağlık sektöründe resmi çalışan doktorlar, hastanelerin, ilaç sektörünün velhasıl masum insanları sömürenlerin yanı sıra bu alandaki boşluğu kendine piyasa yapmış sahte Lokman Hekimlere ne demeli? İki ucu da pis değnek çerçevesine net olarak oturan resim bu aslında. Bitti mi? Hayır biter mi öyle kolay korku ve şüphe ile para kazanan adilerin oyunu?

Görünmeyen, hiçbir şekilde de etkisi var mı yok mu ispatlanamayan başka bir tezgahın sahipleri ağlarını örmüş bekliyorlar dertlerine çare arayan masum insanları…

Tahmin ettiğiniz gibi cinci hocalar, namı diğer üç harflileri kontrol edebildiklerini söyleyen şarlatanlar.

Doktor doktor gezip, çare bulamayanların ikinci adresi sahte Lokman Hekimler, aktarlar ve şifacılardır. Onca otu böceği karışım bir güzel yutulur bir avuç para sayılır ardından gene sonuç alınamazsa tek çare bu hastada cin olabilir, içine cin kaçmış veya buna cinler musallat olmuştur denilerek tezgahın son halkasına sevk edilir. Bu aşamada da o hoca senin bu hoca benim diyerek Türkiye geneli tur atılıp, kapı kapı dolaşılır. Hiçbir etkisi, yetkisi, bilgisi olmayan ciğersiz insanlara avuç dolusu para dökülür, boyunda muska asacak yer kalmaz ama nafile, başlanılan noktaya geri dönülür.

Havadan para kazanmanın dahiyane yolları vardır ancak masum ve derdine çare arayan insanları dolandırmak alçaklıktır. Resmi, özel farketmez, tüm hastanelerde dönen dolapları saymaya kalksak bitmeyecek binlerce ağın örüldüğünü biliyoruz. Diğer taraftan çakma Lokman Hekimler, enerjiyle şifa dağıtan şifacılar ve kişiye musallat olan cinleri okuyup üfleyerek çıkartan şarlatanlar şüphe ve korku ile para kazanmaları asla hak değil.

Bitmeyen Kampanyalar

Bunların üstüne üstlük, bir çok saygın, ünlü uzmanların televizyonda açıkladıkları sağlık kürlerini montajlayarak çakmasını yapanlara ne demeli?

Aynı limon, maydanoz ve sarımsak kürünü değişik kanallarda değişik isimler altında satanlar bu ünlülerin televizyondaki programlarını montajlayarak kendi çakma ürünlerini yerleştiriyorlar. Hızlı konuşma arasına sıkıştırılan ‘bakanlık onaylı’ lafı da tam bir aldatmaca. Onlarca hastalık sayılırken araya sıkıştırılan bakanlık lafı sanıldığı gibi Sağlık Bakanlığı değil, Tarım ve Gıda Bakanlığı’ndan alınmış basit imalat izinleridir aslında. Bir de . heyecanlı anlatımları yok mu ‘aldın, aldın almadın yandın’ çığırtkanlığına şu devirde hala inanıp telefonlara sarılanlar yok mu, asıl onlara üzülüyor insan. Çünkü ertesi gün kaset başa sarıyor, dün öldüm bittim kalmadı olan aynı ürün aynı slogan ve hediyelerle yeniden satışa sunuluyor, geçmiş olsun.

Evlat için Katlanılanlar

Hasta evladı için çırpınan bir anne ve babadan bırakın parasını, belki canını isteseniz seve seve yavrusunun kurtulması için hemen oracıkta vermeye hazırdır. İşte böyle bir durumdaki aklı selim, eğitimli, akıllı olsa bile her insan bu tezgaha düşebilir mi, evet düşer. Sakın gülmeyin ve basite almayın, öyle insanlar gördüm ki, saçmalık olduğunu bile bile bütün bu saçmalıkları yaptılar ve bu sahtekarlara paralarını kaptırdılar. Sadece daha sonradan neden bunu da denemedik, pişmanlığına düşmemek için.

Örnekler vererek değerli vaktimizi boşa harcamak istemiyorum, çünkü bu konuda hepimizin onlarca tecrübesi belki yüzlerce duyumu, hikayesi vardır. Ancak bu işin neresinde durmalıyız, nasıl kendimizi korumalıyız ve kandırılıp, dolandırılmaya maruz kalmamalıyız? Aşağıda yazacaklarım muhtemelern hoşunuza gitmeyebilir ama bunlar benim şahsi görüşlerimdir, kendi görüşlerinizi yorum olarak almak isterim.

Öncelikle, helal rızık! Şaşırmadığınızı biliyorum, burada haddim olmayarak size ilahiyatçı edasıyla vaaz da verecek değilim. Dede koruk yer, torununun dişi kamaşır atasözünü bilirsiniz; “Eskilerin yaptığı yanlış işlerden daha sonrakiler de zarar görür.” anlamında bir sözdür aslında. Helal rızık peşinde koşmayanlar, harama meyl edenler elbette bunun bedelini ödeyeceklerdir. Tabi herkes için bu geçerli değildir. Yani, her hasta olan veya başına bir iş gelene sen haram yedin ondan bu işler başına geldi deme hakkımız yok. Ancak ve lakin herkes yediği naneyi bilir, hatasını gizlese de vicdanen başına gelen musibetlerin sebebini itiraf etmesede yüreğinin derinlerinde hisseder.

Şu an bu yazıyı okumaya devam ediyorsanız, muhtemelen ya harama meyl etmemişsiniz veya kalbiniz öyle köreltmiş ki, zerre umursamıyorsunuz. Neyse biz açıklamalarımıza devam edelim, lakin herkes kendi hissesini alır, heybesini kendine göre doldurur.

İkinci büyük sıkıntı şu bi türlü sahip çıkamadığımız körolasıca pis nefsimiz ve tabiki boğazımız. Aşırı yemek, günlük yakabileceğin kalorinin üstünde tıka basa karnını doyurmak toplumsal bir travmadır aslında. Şöyle ki, anne baba başlar çocuğunun çok yemesi için teşvik etmeye, ardından misafirlikte yeminlerle, Allah’a havale edilerek bir tabak daha yemezsen darılırım tehdidiyle dolup dolup boşalan tabaklar. Toplumun yedirme dürtüsünün geldiği son nokta obezite, sağlıksız beslenme ve kapasitesinin üzerinde çalışmaya mahkum edilen sindirim sisteminin error vermesi.

Bağırsaklar ikinci beynimizdir, sözünü özellikle son yıllarda sıkça duyar olduk. Evet, gerçekten de öyledir. Sindirim sistemi aslında bizi yöneten, hücrelerin, organların kısacası tüm sistemin beslenmesi, sağlıklı olması ve çalışmasını sağlayan birincil kaynaktır. Ağzınından ne girdiği bu nedenle çok önemlidir. Yani, bir kaç saniyelik lezzet için en az yirmi-dört saat bağırsaklarınızda dolaşacak bir lokmanın bedeninize katacağı faydayı veya vereceği zararı hesaplamak zorundasınız.

Unutmayın, her insan öyle yada böyle 40-45 yaşına gelir bir şekilde. Zaten çocukluk ve gençlik yılları çoğu için sağlıklı olarak veya hastalıklara daha dirençli olarak geçebilir. Ama kırka merdiven dayamak tabirini mutlak duymuşsunuzdur. Hayat kırkta bitse şanslısınız, gönlünüzce bir hayat yaşadınız sıkıntılar başlamadan, bu dünyadan göçtütünüz denilebilinir. Peki ya ölmez de seksen hatta doksan yaşına kadar yaşarsanız ne olacak? Hor kullandığınız, kırkına geldiğinde yıpranmış organlarınız sizi bir kırk, elli sene daha sağlıklı götürebilecek mi? Yoksa yedeğinizde hunharca harap ettiğiniz organlarını var da zamanı geldikçe arabanın parçaları gibi değişe bileceğinizi mi düşünüyorsunuz?

Helal rızık kazanmak kadar önemlidir sağlıklı beslenmek ve yaşamak. Sigara, alkol, gece hayatı, düzensiz yaşam, zorlanan vücutlar, ağır işler, gece vardiyaları, beden gücü ve yüksek stresli hayat şartları da çok etkilidir vücudunuzun iflasını hızlandırmak adına.

Gördüğünüz üzere sağlık sektöründe tuzak kurmuş kötü niyetli insanların tezgahına kendi kendimizi hazırlıyoruz, bu geri dönüşü olmayan yola. Peki, bunların dışında insan Allah’ tan bir şekilde hasta olmaz mı? Tabiki olabilir, o zamanda bu bir imtihandır deyip, sabırla çaresini aramak gerekir. Aklın yolu birdir, Alternatif tıp, modern tıp kadar güncel ve gerçekçidir ancak şarlatanların elinde oyuncak olmamak şartıyla. Hakkaniyetli doktoru bulmak da bir o kadar önemlidir.

Bu bilgiler ışığında, ne kendinizi tüccar doktorların eline bırakın, ne de sırf para için değişik maskeler altında sağlık ticareti yapan, aktarlar, lokman hekimler, şifacılar veya cinci hocalar gibi düzenbaz hokkabazlara yem olun.

Sağlık ve sıhhat ile bir ömür geçirmenizi diliyorum

Yasin Umur