Bir çok kişi, uzman hatta profesörler buna atmasyon dediler ve iyileşmenin mümkün olmadığını beyan ettiler. Oysaki bizim bunlarla polemiğe girecek vaktimiz olmadığı için hiç de ciddiye almadık. Otizmli çocukların topluma sağlıklı bir birey olarak katılmalarına yardımcı olduk.

Tamamen otizmden kurtulma fikri muhtemelen tüylerinizi diken diken edecektir.

Otizm malum 2000 yılından önce 10 hatta 20 bin de bir çocukta görülen vakıaydı, günümüzde ise tam bir felaket; 30 çocuktan biri otizm tanısı konulur oldu.

HİÇ BİR ŞEY BU KADAR DOKUNMAZDI

Ebeveynler için sevgili yavrusuna “otizm” etiketi vurulmasında daha zor ne olabilir ki? Çocuğu için umutlar ve hayaller olan bu yıkıcı tanıyı hiç kimse kolay kolay kabullenemez. Profesyonellerin gayet soğukkanlılıkla söylediği “Yapabileceğiniz hiçbir şey yok”, tanı konan çocukların ebeveynleri şaşkına, hatta deliye döndürür. Maalesef ki çoğu çocuk gerçekten otizm değildir, çocuğun genellikle otizm etiketinin ötesine bakmayan doktorlar, bağırsak problemleri, alerji, ve diğer etkenleri değerlendirmeden kısadan “çocuğunuz otizm” der ve sizi eve gönderir.

Geleneksel, modern tedaviler ve doğru değerlendirmeler sayesinde doktorların binlerce hayat kurtarabilecekken otizmin yükselen çağa girmesine sebep oluyorlar. Belki de otizm sayesinde çok para kazanan, psikolog, psikiyatristler, doktorlar, özel eğitim kurumları, ilaç firmaları bundan şikayetçi olmayanlardan olabilir mi acaba?

OTİZM KARANLIĞA GÖMÜLEBİLİNİR Mİ?

Otizm spektrumunda çocukların biyomedikal müdahale, geleneksel ve modern tıp tedavileri sayesinde Otizm salgının ortasında olduğumuz şu yıllarda hayat kurtarıcı olmuştur. Yüzlerce otizmli çocuk yaşıtlarından ayırt edilemeyecek kadar iyileşmesi bir sene gibi süreçte gelişmiştir. Bu başarılar, biyomedikal müdahalelerin ve geleneksel tedavilerin bir kombinasyonundan kaynaklanmaktadır.

Çoğu durumda, aileler, çocuklarının uykusuzluğunu veya ciddi uyku bozukluklarını içerebilecek tıbbi sorunlarını tedavi etmek isterler. Bunlar başlıca aşırı bağırsak bozuklukları (genellikle alternatif ishal ve kabızlık dahil), nadir parazitler, virüsler, maya büyümesi veya bakteriler, çevredeki yiyeceklere veya maddelere aşırı alerji, açıklanamayan döküntüler, tendeki yüksek tuzlanma, gözlerin altındaki koyu halkalar ve fiziksel sorunlardır. Burada sıralanan fiziksel belirtilerin yanı sıra davranışsal bozukluklar ve sorunlarda tedavi edilmesini eş zamanlı olarak beklerler. Ancak bu zaman mümkün olmayabilir.

Doğru hekimi seçmek, ebeveynlerin çocuklarına daha iyi bir yaşam veya hatta tam iyileşme yolunda gitmeleri gereken ilk adımdır. Ebeveynlerin iç görüsü, tedavi önceliği hakkında değerli ipuçları sağlamada çok önemlidir ve bu içgörüyü bilgili ve düzenli bir şekilde sağlamak, otizmli çocuk için tedaviyi optimize edebilir ve aileler için para, zaman ve çaba tasarrufu sağlayabilir.

DÜNYA ÇAPINDA OTİZM SALGINI

Doğru diyetle çocuğunuz sakinleşir ve dünyaya geri dönmesine yardım eder. Beraberinde ona daha iyi davranmak da çok önemlidir. Bazı besin maddelerinin beslenmeye eklenmesi, çocuğunuzun kelime hazinesi geliştirme de dev sıçramalar yapmasına yardımcı olabilir.

Cıva ve ağır metallerin vücudundan uzaklaştırılması, Otizm Spektrum Bozukluğunu giderebilir mi?

Evet, bu tedaviler, bazen bireysel olarak, ancak çoğu zaman birbirleriyle kombinasyon halinde, bazı çocukların otizm tanısını gerçekten kaybetmelerini sağlamıştır. Bu doğru tedavi yöntemiyle biliş, davranış ve fiziksel sağlık konularında kayda değer gelişmeler sağlamıştır. Geçmişteki veba salgınları gibi aslında günümüzde dünya çapında bir Otizm salgının tam da ortasındayız. Her 30 çocuktan birinde neredeyse Otizm tanısı konulmakta.

Bir salgının salgın olarak kabul edilmesi için var olması gereken vakaların sayısı hakkında genel bir kural yoktur. Salgın, “açıkça benzer bir biçimde, bir grup hastalığın belli bir toplumda veya bölgede ortaya çıkmasıdır.

Çoğu otorite tarafından kabul edilen otizm için tanısal kriterler şunlardır: Karşılıklı sosyal ilişkilerde ciddi anormallik; iletişim gelişiminin ciddi anormallikleri buna konuşma kalitesi dahil, sınırlı hareketler, tekrarlayan davranışlar, kalıpsal davranışlar, ilgi alanları, faaliyetler, hayal gücü.

Temel başlıklar halinde Otizm aşağıdaki başlıklarda toplanabilir:

  • Otistik Spektrum Bozukluğu
  • Dikkat Eksikliği Bozukluğu
  • Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuna
  • Yaygın Gelişim Bozukluğuna

Tipik olarak, ebeveynler, çocuklarının diğer bebekler kadar hızlı konuşamadıklarını veya gelişmediklerini fark edene kadar yukarıdaki koşullardan herhangi birine sahip çocukları için yardım istemezler ve ciddi zaman kaybıdır.

Otistik spektrumun en üstünde Asperger Sendromu var. Yüksek düzeyde işleyen otistik bir çocuğu tanımlamak için kullanılan terimdir. Bu çocuklar genellikle çok zekidir. Büyük bir kelime hazinesi kullanıyorlar ve anlıyorlar, ancak çok dar aralıkları var ve birçok sosyal açığı sergiliyorlar. Bir Asperger’in Sendromu çocuğu, çamaşır makineleri konusunda dünyanın uzmanı olabilir, ancak onun hakkında konuşmak istediği tek şey çamaşır makineleri olabilir.

İki temel otizm türü vardır: doğumdan kaynaklanan otizm (bir zamanlar Kanner Sendromu olarak bilinen klasik otizm) ve genellikle normal gelişim ve davranış döneminden sonra 12 ila 24 ay arasında meydana gelen gerici otizm. Otizmin doğumdan insidansı nadir bir olaydır – 10.000 doğumdan biri veya ikisi. Ancak günümüzde 30 çocuktan birini yakalandığı yükselen otizmli çocuklar ve buna bağlı otistik spektrum bozukluklarının görülme sıklığı oldukça büyük bir toplumsal sorundur.

OTİZM GENETİK MİDİR?

Bilim adamları uzun zamandır otizmin genetik bir hastalık olduğunu düşünüyorlardı. Yine de, gen araştırması, birincil bir otizm kusurunun bulunduğu bir gen üzerindeki belirli bir kromozomu veya konumu tanımlayamadı. Bu çocuklar nadiren Down, Williams ve Fragile X çocukları gibi erken gebeliklerde ortaya çıkan kromozomal defektleri olan çocukların karakteristik yüz ve bedensel dismorfik özelliklerini gösterirler.

Her ne kadar genetiğin otizme nasıl katkıda bulunduğuna dair belirli bir anlayış hala eksik olsa da, birçok otizmli çocuğunda genetik bir “yatkınlık” veya kırılganlık olabileceği açıktır. Bunu Reed P. Warren tarafından yapılan çalışmalardan biliyoruz ve ayrıca otizm normal popülasyona göre ikizlerde daha fazla görülme eğilimindedir.

Dahası, otizm, erkeklerde kızlara göre neredeyse dört kat daha yaygındır. Bu birkaç bulgu otizm ile çeşitli genetik faktörler arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır, ancak her otizm durumunda genetik gruplar için net bir rol zorunlu değildir. Herhangi bir çocukta, çevresel tetikleyicilerin kümelenmesi otizmin başlaması için etiyolojik olarak çok önemli olabilir. Bu tür birçok çocukta – genetik yatkınlık olsun ya da olmasın – çevresel tetikleyicilerden biri ya da birkaçı, subklinik viral enfeksiyon ya da ağır metal toksisitesi gibi tedavi edilebilir bir patoloji olarak kalabilir.


Otizmi tetikleyebilecek birkaç genetik sendrom dışında, gen araştırmacıları pek çok ama hepsinde otistik olmayan çocuklar için ortak olan genetik belirteçlerin bir çeşitliliğini keşfetti. İmmün sistemin fonksiyonunu ve düzenlenmesini kontrol eden genlerden biri olan C4B geni, virüsler ve bakteriler gibi patojenlerin vücuttan atılmasında rol oynar. C4B geninin eksik bir formunun otizm  ve disleksi sıklığında artış olduğu gösterilmiştir.

AÇ BEYİNLİ ÇOCUKLAR – TOKSİK KİMYASALLAR

Anne adayının kirli su içebileceğini, evin içinde bir sanayi kentinin havasından daha tehlikeli olan havayı soluduğunu ve bir kimyasal madde olarak hareket edebilen gıdalardan toksik kimyasalları emdiğini anlamak şok edicidir. Vücutlarında ve doğmamış çocuklarında saatli bomba etkisi yaratabilir ve çocuklarında öğrenme güçlüğü, IQ düşüklüğü ve toksik kimyasallara maruz kaldığı için yıkıcı, saldırgan davranışlar gösterebilmektedir.

AĞIR METAL İLETİŞİM MODELİ

Bebeklerin bağışıklık sistemlerinin kurşun ve civa gibi ağır metaller tarafından saldırıya uğramış olabileceğini öğrenmek şok edicidir. Doğum sonrası civalı aşılar, duvarda kullanılan boyalar, araçların egzozundan saçılanları hayal edin. Büyük bir otobanın hemen kenarındaki evlerde yaşayanlar veya havaalanı bölgesinde inen ve kalkan uçakların yaktıkları jet yakıtını soluyan hamile anne ve doğurduğu bebeğinin ne kadar sağlıklı olabilir?

OTİZM BİR HASTALIK DEĞİLDİR!

İyileşen otizmli çocuklar için kullanılan tabir de çok önemlidir. Bu çocukları tanımlarken “tedavi edilmiş” kelimesini kullanmıyoruz çünkü onlar hasta değiller. Onun yerine daha uygun bir terim olan “iyileşmiş”i tercih etmek lazım. Bunu şöyle açıklayabiliriz;

Mesela “Birine araba çarptığını düşünelim. Bacakları kırılmış ve beyin hasarına uğramış olsun. Hareket engelli olduğu ve bilinci belki de yerinde olmadığı için bu kişinin durumu engelli kabul edilir. Süreç içerisinde yoğun rehabilitasyondan sonra hafif bir topallamayla tekrar yürüyebildiğini ve bazı nörolojik sorunlarının kaldığını ama normal bir hayat sürebileceğini veyahut da kaza geçirmiş olduğunun belirtisini göremeyeceğiniz kadar iyileştiğini farz edelim. Bunun adı iyileşmedir.

Discover dergisinde otizmin “sadece kafada değil” olduğunu, aslında bağırsaktan ve çevresel toksinlerden kaynaklanabileceğini açıkça söyleyen son kapak makalesini okuduğumda ne kadar da doğru yolda olduğumu bir kez daha anlamıştım.

BİYOKİMYASALLAR ve SOSYAL ÇEVRE ETKİLERİ

Dopamin, vücutta doğal olarak bulunan kimyasal bir maddedir ve beyne sinyaller iletir, kişinin duygusal tepkilerinin kontrolünde önemli bir rol oynar. Serotonin ise insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Düşük düzeyde serotonin ya da yüksek düzeylerde dopamanin kendine zarar vermeyle ilgili olduğunu otizmli çocuklarda görüldü. Burada görüldüğü üzere gelişimsel sakatlığı olan kişilerin gösterdiği davranışlar içinde kendine zarar verme davranışı en hasar verici olanıdır. Bu davranışlardan en yaygın olanları şunlardan oluşur: kafayı çarpma, el ısırma, aşırı derecede kendini ovma ve kaşıma. Bir kişinin kendine zarar veren davranışlarda bulunmasının biyokimyasaldan sosyal çevreye kadar birçok olası nedeni bulunabilir.

BİYOMEDİKAL ve DAVRANIŞSAL ÇÖZÜMLER

Ömür boyu takip edilmesi gereken beslenme yöntemi otizmli çocuklar için çok daha hassas dikkate ve yüksek öneme sahiptir. Bilindiği üzere, insanlar vücutlarının çalışması için vitaminler, mineraller, esansiyel yağ asitleri ve amino asitler (proteinden) dahil olmak üzere bazı temel besin maddelerine ihtiyaç duyarlar. Sebze, meyve ve protein yönünden zengin dengeli bir diyet, bu temel besin maddelerinin sağlanmasına yardımcı olmak için önemlidir.

SAĞLIKLI ve KALİTELİ BESLENME

  • Her gün 3-4 porsiyon besleyici sebze ve 1-2 porsiyon meyve tüketin. (Mısır bir sebze değildir, bir tahıldır; patatesler, özellikle kızartıldığında yalnızca sınırlı bir besin değerine sahiptir).
  • Meyve suyu yerine tüm meyveyi yemek daha yararlıdır.
  • Günde en az 1-2 porsiyon protein tüketin (et, tavuk, yumurta, fındık, fasulye).
  • Gazoz, soda gibi şekerli içecekleri bırakın veya büyük oranda azaltın.
  • “Abur cubur” dan kaçının – çerezler, kızarmış cipsler, vs. – boş kaloriler içerir.
  • Yapay renkler, yapay tatlar ve koruyucu maddelerden paketlenmiş gıdalardan kaçının.
  • Meyve ve sebzelerdeki pestisitler sıklıkla toksik metaller içerir ve bazı otizm vakalarının olası nedenlerindendir.

OTİZMLİ ÇOCUKLAR İÇİN BESLENME FORMÜLASYONU

(30 kiloluk bir çocuk için önerilen doz)

  • 8000 IU A Vitamini (alglerden elde edilen karışık karotenoidler olarak)
  • 500 mg C Vitamini (kalsiyum askorbat olarak)
  • 1500 IU D3 Vitamini
  • 100 mg E Vitamini (gama tokoferol dahil karışık tokoferoller olarak)
  • 50 mcg K1, 50 mcg K2
  • 30 mg B1 Vitamini (tiamin hidroklorür olarak)
  • 40 mg B2 Vitamini (Riboflavin)
  • 50 mg B3 Vitamini (inositol heksanikotinat olarak)
  • 20 mg piridoksin hidroklorür, 20 mg piridoksal 5 fosfat (P5P)
  • 600 mcg MTHF (metil-tetra-hidrofolat)
  • B12 vitamini için metilkobalamin olarak 600 mcg
  • 500 mcg Biotin
  • 30 mg Pantotenik asit (kalsiyum d-pantotenat olarak)
  • 100 mcg İyot (potasyum iyodür olarak)
  • 350 mcg Lityum (lityum orotat olarak)
  • 250 mg Kolin (kolin bitartrat olarak)
  • 100 mg İnositol
  • 100 mg Kalsiyum (kalsiyum askorbat, kalsiyum pantotenat, kalsiyum sitrat)
  • 250 mg Magnezyum (magnezyum sitrat olarak)
  • 15 mg Çinko (çinko sülfat olarak)
  • 40 mcg Selenyum (selenometiyonin olarak% 80, sodyum selenit olarak% 20)
  • 1 mg Manganez (manganez aspartat olarak)
  • 70 mcg Krom (krom pikolinat olarak)
  • 100 mcg Molibden (molibden nikotinat glisinat olarak)
  • 50 mg Potasyum (potasyum klorür)
  • 500 mg MSM (metilsülfonilmetan)
  • 50 mg Ko-Enzim Q10
  • 45 mg N-asetil-sistein
  • 200 mg Asetil-L-karnitin
  • 200 mg L-karnitin

Çocukluk çağındaki nörolojik bozukluklar genellikle psikoloji ve psikiyatri geçmişine sahip profesyoneller tarafından teşhis edilir. Ebeveynlere genellikle çocuklarının teşhisinin genlerin sonucu bir psikolojik vaka olduğu söylenir. Çocuklarda bu nörolojik bozukluklar tipik “psikolojik” belirtileri arasında gecikmiş konuşma, göz teması eksikliği, kurulamayan sosyal beceriler, utangaçlık, sebatlı davranış (sürekli aynı şeyi yapmak), gecikmiş brüt veya ince motor becerileri, duyusal entegrasyon sorunları olabilir (ses ve dokunma duyarlılığı, vb.).

Bununla birlikte, bu çocukların sıklıkla paylaştığı fiziksel veya tıbbi sorunlar nadiren not edilir veya tartışılır. Nörolojik bozukluğu  olan çocukların tipik fiziksel belirtileri arasında gıda alerjileri ve egzama, genel gastrointestinal rahatsızlık, kabızlık, diyare, maya büyümesi, bağışıklık sistemi uyumsuzluğu ve uyku bozuklukları yer alabilir. Tipik olarak, uygun testler yapıldığında nörotipik çocuklara göre çok daha yüksek seviyelerde toksinler ortaya çıkarır.

Çocuklarımıza ne oldu? Çocuklarımızın vücutlarının ağır metaller (cıva, kurşun, alüminyum vb.), Canlı virüsler (özellikle aşılardan) ve bakteri kombinasyonlarından çok etkilendiğine inanıyoruz.

Bu toksinler vücuttaki normal biyokimyasal yolakları yavaşlatmaya veya kapatmaya hizmet eder ve nörolojik bozukluklar dediğimiz fiziksel ve zihinsel tezahürlere yol açar.

Çocuğunuzu iyileştirme yoluna başlamanız için en iyi girişimimiz aşağıdadır. Burada belirtilenler asla  tıbbi bir tavsiye değildir. Ebeveyn olarak yapabileceğiniz en önemli şey çocuğunuzu tedavi etmenize yardımcı olacak nitelikli bir hekim bulmaktır. Burada yazılanların tümü yalnızca bilgilendirme amaçlıdır.

Biyomedikal tedavinin nihai amacı, çevresel toksinleri çocuğunuzun vücudundan çıkarmak ve yapılan hasarı onarmaktır. Bugün, ebeveynlerin izleyebileceği şaşırtıcı bir dizi potansiyel tedavi yöntemi vardır. En popüler olanlardan bazıları:

OTİZM ve TİROİDLER

Çocukların yaklaşık % 5-10’u takviye gerektiren bir tiroid bozukluğuna sahiptir ve bu oran otizmde daha yüksek olabilir. İyot eksikliğinden kaynaklanan zayıf tiroid fonksiyonu, dünyada 80 milyondan fazla zihinsel gerilik vakası ile sonuçlanan zihinsel geriliğin başlıca nedenidir. Zayıf tiroid fonksiyonu diğer faktörlerden de kaynaklanabilir.

Bir kan tiroid testi de yapılabilir. Ancak, bazı laboratuvar referans aralıkları çok geniş olabilir ve dikkatle yorumlanması gerekir.

İyot seviyeleri düşükse, iyot takviyesi ile başlanabilir. Bu tiroid seviyelerini normalleştirmez ise, o zaman kişi tiroid takviyelerini dikkate alabilir. Tam bir tiroid kaynağı sağlayacağı için hayvanlardan elde edilen doğal tiroid takviyelerini tavsiye ediyoruz. Sentetik tiroid takviyeleri eksik olduğu için önerilmez.

DİKKAT: Çok fazla tiroid hormonu kilo kaybına ve diğer sorunlara neden olabilir, bu yüzden ek alırsanız düzenli olarak tiroid düzeyleri izlenmelidir.

GABA İLETİM

GABA, merkezi sinir sisteminin (CNS) ana inhibitör nörotransmitteridir. GABA nörotransmisyonundaki anormallikler epilepsi ile ilişkilendirilmiştir. GABBR1A, GABBR1B ve GABBR2 reseptör alt birimleri, temporal lob epilepsisi olan hastaların hipokampüsünde azalır, GABA reseptörü ifadesi ve epilepsi arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir Otizmli bireylerin beyin sistemlerinde anormalliklerinin olduğu gösterilmiştir.

EPİLEPSİ NEDİR ve NEDEN ÖNEMLİDİR?

Epilepsi, herhangi bir tipte iki provoke edilmemiş nöbet geçirilerek tanımlanır. Kışkırtılma, nöbetlerin ateş, travma, enfeksiyon veya metabolik hastalıktan kaynaklanmadığını gösterir. Birçok ebeveyn için epilepsi korkutucu bir tanıdır, ancak tipik olarak gelişmekte olan çocuklarda bile nispeten yaygındır. Bununla birlikte, tipik olarak gelişmekte olan çocuklarda, nöbetler başlangıç ilaçlarının başlamasından bir veya iki yıl sonra çözülme eğilimindeyken, Otizmli çocuklar birkaç yıl sonra kendiliğinden tedavi edilemeyen ve kendiliğinden çözülmeyen nöbetlere sahip olma eğilimindedir.

OTİZMDE EPİLEPSİ NEDENLERİ

Otizm ve nöbetler arasındaki yakın ilişki, genetik koddaki basit hataların ötesinde, otizmin çevresel faktörlere ve ayrıca vücudun metabolik sürecindeki anormalliklere neden olduğu gerekçelerinin ötesine bakmamız gerektiğini anlamaya başlıyoruz. Otizm, epilepsi ile ilişkili metabolik hastalıkların çoğunu özetlemektedir. Ek olarak bağırsaklarımızdaki enterik mikrobiyom olarak bilinen bakterilerin vücuttaki metabolizmayı değiştirebileceğini ve potansiyel olarak nöbet ve epilepsi ile sonuçlanabileceğini öğreniyoruz

SONUÇ OLARAK

Birçok araştırma çalışması otizmi olan çocukların ve yetişkinlerin çoğu zaman metilasyon, glutatyon, oksidatif stres, sülfatlama, lityum ve daha pek çok problem dahil olmak üzere beslenme ve metabolik problemleri olduğunu göstermiştir. Araştırmamız, bir vitamin / mineral takviyesinin bu beslenme ve metabolik sorunları önemli ölçüde iyileştirebileceğini veya hatta normalleştirebileceğini ve büyük, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışmaya dayanan semptomlarda önemli gelişmelere yol açtığını göstermiştir.

Yasin Umur

5 Replies to “OTİZİM KALITIMSAL BİR HASTALIK DEĞİLDİR, TEDAVİ EDİLEBİLİR”

  1. Tesekkur ederim, guzel ve anlasilir bir yazi olmus tabi eklenebilecek bir sure baska ek yontemler de var ama diyet ve biyomedikal tedavi en temeli, bunun yaninda egitim de olmazsa olmazi bu iyilesme surecinin cunku ne yaparsak yapalim egitim vermezsek, ogretmezsek yine yol almak zor olacaktir. BUnun yaninda, fizyoterapi veya chirpractor ozel masjlari, spor egitimi, sosyal cevrenin genis ve etkin tutulmasi, kimisi icin oksijen veya ozon terapileri, homeopathic veya bitki ozleri yaglarinin kullanimi vs . Biz iyilesme yolculugumuza 1,5 yil once ciktik bakalim daha neler cikacak karsimiza… her seyi denemiyoruz tabi kimisi cok pahali, kimisi zarali, kimisi uygun degil henuz ….

  2. Evet tanımlama çok güzel .. Detaylı bir anlatim olmuş . Peki doktor çocuğa doğru tetkikleri yapıp uygun tedavi yöntemini uygulayacak kaç doktor var. 1 belki 2 Öncelikle bu sorunun üzerine gidilmeli. Kan tahlili yaptirali 4 ay oldu randevu alamıyoruz ki gidip gösterelim

Bir cevap yazın