Uzun yıllardır üzerinde çalıştığım KCC2 hormonu nihayet çalıştı, omurilik felçli fareler tekrar yürümeye başladı. Farelerin yürümesi yetmezdi, gönüllü bir hasta da klinik ortamında çok şükür destekle yürümeye başladı.

Doğmadan daha önce anne karnındayken merkezi sinir sistemini, beyin nöronlarının ve preferik sinir sistemini oluşumu için salgılanan KCC2, sinir sistemimiz tamamlandığı zaman işi bitmiş oluyor ve çok az miktarda nöronlar tarafından üretilmeye devam ediyor. Bu ana fikirle yola çıktım ve bir çok KCC2 üretme çalışmalarını inceledim. Bunların eksik noktalarını görüp, fare ve insanlar üzerinde çalışan versiyonunu geliştirmek bize nasip oldu çok şükür.

Yaptığım çalışma neticesinde inhibitör nöronlarda artan KCC2 ekspresyonunu; parmaklar, el-ayak bileği hareketi ve adımlama da dahil olmak üzere geliştirilmiş motor fonksiyonlarında hareketlilik göstermiştir.

Bu çalışmamın ilk ve basit versiyonunu boyundan aşağıya felç olan bir çocuk üzerinde kullandığımda el ve ayak parmaklarında hareketlerin başlaması bir aydan kısa bir sürede gerçekleşmişti.

Omurilik yaralanması olan çoğu kişi, kordon tamamen kopmasa bile, yaralanma bölgesinden aşağısı felç olur. Hatta omuriliğin sağlam, korunmuş kısımları da çalışmadığını biliyoruz. Yaptığım çalışmada sistematik olarak verilen küçük moleküllü bir bileşiğin, felçliler ve Serebral Palsi olan hastaların zarar görmüş devreleri yeniden canlandırabildiklerini ve böylece yürüme kabiliyetlerini geri kazandıklarını göstermişlerdir.

Yaptığım çalışmada ciddi omurilik yaralanmaları ve Serebral bölgesindeki hasarın giderilme olasılığı yüzde seksen iyileşme olduğunu görmek beni mutlu etti ve bu makalemi artık yayınlayabileceğim anlamına gelmekteydi.

Buradaki iyileşme yüzdesi, kısa süre önce felç olmuş biri ile on seneden fazla felçli bir insanın hasarına orantılı veya omuriliğin ne kadar çok hasar gördüğü ile alakalıdır. Aynı şekilde Serebral Palsi bir hastanın Serebral bölgesindeki ölü nöron bölgesinin genişliği de iyileşme yüzdesini belirler.

Bu iyileşme sonucu belki profesyonel bir futbolcu olmasını beklemiyoruz ancak tekerlekli sandalyeye veya yatağa bağımlı olmaktan bu insanları kurtaracağı umudu bize yetiyor, şimdilik. 🙂

Hareketsiz spinal devreleri uyandırmak için neler yapmalıydım?

Dünya genelinde yapılan yüzlerce araştırmayı inceledim ve makaleleri okuduğumda serotonerjik ilaçlarla sinirlerin uyarılabildiğini ancak bunun yalnızca geçici, kontrolsüz uzuv hareketlerinden başka bir şey olmadığını gördüğüm için hiç bu yola girmedim.

Spinal kord – onurilik hasarlarının iyileştirmek için hasarlı sinir liflerinin/aksonlarının yenilenmesi ve sağlıklı olanların filizlenerek yeni aksonlar oluşmasına odaklandım. Bu sayede aradaki hasarlı hücreler, lifler ve aksonlar tamamlanabilirdi. Ancak burada başka bir sorun daha vardı o da ölü nöronlar ve kalıntılar. Omurilik veya serebral bölgedeki kalıntıların temizlenmesi burada yeni filizlenecek hücreler için mecburi bir unsurdu.

Hasarlı bölgede gelişme çabası aslında hiç bitmiyor ancak sebebini bilmediğim bir nedenden dolayı doğal olarak gelişmeye çalışan nöronlar apoptoz denilen bir nevi intiharda bulunarak daha erişkin olmadan ölüyorlar ve oradaki ölü hücre sayısını arttırmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Yani teknik olarak bu bölgenin ölü hücrelerden temizlenmeden sonuç alınabilmesi mümkün değildi.

Geliştirdiğim serumlar sayesinde IV uygulamamızda ölü nöronların kandaki WBC oranını yaklaşık 3 kat arttırarak temizlik için gerekli Jedi1 isimli bir protein sayesindeişi başardığını gördük. Bu yöntemim sayersinde sadece bir kaç hafta içerisinde tüm Periferik Sinir sisteminde ve Merkezi sinir sistemindeki atıl hücreleri temizlenebilmektedir.

Başta Hindistan ve başka ülkelerde yaygın olarak kullanılan epidural elektriksel stimülasyona dayalı stratejilerin başarısı elbette takdire şayan. Bu tedavi omuriliğin hasarlı bölgesi bypass yapılarak alt bölgeye bir akım uygulayarak bazı hastaların hareketlerinin yeniden kazanılması sağlanmıştır. Ancak bu sonuçlar çok da iç açıcı olmadığı gibi başarı oranı da çok düşük kalmıştır. Çünkü Epidural stimülasyon nöronların uyarılabilirliğini etkiliyor gibi görünüyor ama bu çalışmalarda, stimülasyonu kapattığınızda, etki kayboluyor. Uyarımı taklit etmek ve nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için farmakolojik bir yaklaşım bulmaya çalıştım ve de buldum, hamdolsun.

Bu protokolleri geliştirmem yeterli olmuyordu aslında çünkü BBB Blood-Brain-Barrier yani kan-beyin-bariyerini geçebilecek en doğru bir birleşeni seçmem gerekiyordu, bunu da aştık.

Bu bileşenler ve protokolleri inraperitoneal enjeksiyon yoluyla hastalara verildi. Ciddi omurilik yaralanması olan ve Serebral alanda hasarlı olan hastalarda bazı sinirlerinin sağlam olması şartıyla iki-üç ay içerisinde iyileşme görüşmüştür.

Omurilik yaralanmalı felçli hasta tekrar yürümeye başladı

KCC2 hormonu ve bir kaç deneme sonra bulabildiğim doğru bileşen sayesinde felçli bölgelerdeki elektriksel aktivitelerin elektromiyografi (EMG) kayıtlarında hareketlilikler ilk uygulamadan görünmeye başlandı.

Yan etkileri minimal bu çalışmama hala araştırma aşamasında ve geliştirilmeye elbette muhtaç. Ancak şu haliyle bile çığır açacak bir olgu olduğu kesin. Buradaki çalışma prensibi aslında şöyle;

Geliştirdiğim protokol ve taşıyıcı bileşen hücre zarlarında bulunan ve klorürü nöronların dışına taşıyan KCC2 proteini aktive etmektedir. Bileşen sayesinde ve genetik tekniklerle KCC2’yi geri yükleyerek, inhibe edici nöronlar tekrar beyinden inhibe edici sinyaller alabilir. Evet, hepsi bu ve bu kadar basit. Eğer uygulamada yeterince başarılı olabilirsem dünyada ne felçli bir hasta kalır ne de Serebral Palsi diye bir terim.

Ortak paydada buluşmak sonuca ulaşmamızı hızlandırır

Bulduğum bileşen ve gelişttridiğim protokoller sayesinde KCC2’yi geri yükleme kalitesini arttırmak ve hızlandırmak için gen terapisi ve epidural stimülasyon ile birleştirmenin çok yararlı olacağı kanatindeyim.

Sonuç

Bu heyecan verici gelişmeler için harcadığım zaman ve paranın haddi hesabı yok. Bunca yol almama rağmen maddi imkanı çok iyi olan felçli kişiler bile işin kolayına kaçıyor, böyle bir çalışmayı desteklemiyorlar. Projeyi tamamlamak için ihtiyacım olan sadece 100 bin dolar gibi bir rakam. İnsanlık tarihi için bu ciddi çalışmayı bir çok felçli hasta bedevaya sahip olmak için kuytuda bekliyorlar.

Devletten bir destek şu an için alamadım maalesef, nereye başvurduysak güvenliği bile geçemedik. Şeref noksanı dernekler ve ilaç baronlarının saldırılarıyla uğraşmaktan ana işimize odaklanamadık bile.

Bu nedenle dünyaya sadece bu pencereden açılabiliyorum; O da internet.

Eğer bu makaleyi okuyup insanlık adına bu çalışmayı maddi olarak destekleyecek varsa benimle irtibata geçsin lütfen. Ancak bu işten büyük paralar kazanmak isteyen tüccar zihniyetindeki uyanıklarla çalışmayacağımı şimdiden belirtirim.

Yasin Umur
+90 551 187 5926
21 Eylül 2019