Günümüzde bilinen virüsler bir şekilde kontrol altına alınamasa da en azından ne oldukları ve neler yapabilecekleri hakkında bilgimiz az çok mevcut. Ya hiç tanımadığımız ve ne yapabileceği hakkında zerre fikrimiz olmayan yeni binlerce virüs bir anda dünyamızı sarsa ne yaparız?

İşte küresel ısınma gavurcası Global Warming burada devreye giriyor. Buzullardan her gün yarım metre eridiğini bu da yılda ortalama 8 milyar ton buzun içindekilerinin açığa çıktığını gösterir.

Buzulların içerisinde neler var?

İşte korkulan asıl kısım burada, dünya kurulduğundan bu güne kadar neler oldu, ne tür canlılar gelip geçti bunlar nasıl hastalıklarla buzulların içerisine hapsolduysa, hepsi şimdi gün yüzüne çıkmaya başladılar.

İklim bilimciler tarafından hazırlanan raporda, küresel ısınmanın dünyanın “üçüncü kutbu” olarak bilinen Hindu Kuş Himalaya bölgesindeki buzulları 2100 yılına kadar eriteceği belirtildi. Bu buzullardan başka biri de Kanada’nın Alberta eyaletine bağlı Baffin Adası’nda, küresel ısınmayla eriyen buzulların altında 40 bin yıl öncesine ait bitki fosilleri bulundu. Gittikçe katlanarak ısınan dünya Kanada’daki, Alberta, Yukon ve British Columbia eyaletlerindeki buzulların yüzde 80’i 50 yıl içinde eriyeceğini hesaplanması artık kehanet değil, hakikat.

Kanada’nın Saskatchewan eyaletindeki bir kazı alanında 23 milyon yıllık memeli bir canlıya olduğu belirlenen fosiller ortaya çıkarılması aslında bilmediğimiz bakteri ve virüslerinde ortaya çıktığı anlamına gelmektedir.

Modern Tıp çaresiz mi kalacak?

Bildiğiniz üzere bir virüs veya hastalık için geliştirilmesi gereken ilaçların bulunması ve insanlığın hizmetine sunulması için onlarca seneye ihtiyaç var. Ancak kimse bu virüslerden kurtulmak için bekleyebileceği onlarca senesi yok.

Suçlu kim?

Başta şehir içme suları, tarım ve hayvancılık alanlarında müthiş çalışmalara ihtiyaç var. Solunan havadan ve midemize giren her bir ürünün mutlaka yüksek standartlarda kontrol edilmesi mecburi. Zaten oldukça düşük bağışıklık sistemi ve bilinçsiz gıda tüketimi yüzünde bedenlerimiz yeni, bambaşka virüslerle savaşacak güçte değil.

Temiz kaynak sularının da olumsuz olarak etkileneceği de yakın geleceğimiz için büyük sorunların başında. Bugün doğan çocuklar, elbet yetişkin olacaklar ancak dünya onlar için yaşanması zor bir platform olacak.

Dev sanayilerde kapasitenin üzerinde imal edilen her ürün piyasalara bir şekilde sürülmesi ve üretimin kesintiye uğramaması gerekiyor. İlaçtan, günlük beslendiğimiz ve bedenimizi örttüğümüz tüm ürünlerin hızlı bir sirkülasyon döngüsünde olması para kazananlar için her yıl büyütülen hedeftir.

İnsanlık bu çılgın tüketim yarışından elbette kaybeden olarak çıkacak, son yorgunluğunun bedelini sağlığı ile ödeyecektir.

Şöyle bir etrafınıza bakın, günlük yapılan harcama yarışına rağmen insanların hayatlarında mükemmelleşme olmadığı gibi, bu ağır harcama maliyetleri altında aslında daha da eziliyorlar.

Çocuklarımıza ne bırakacağız?

Altta kalanın canı çıksın dediğimiz aslında kendi evlatlarımız, soyumuz. Bu çocuklar çocuk olarak kalmayacakları gibi, dünya da şu haliyle kalmayacağı kesin. Zaten bir kaç nesil öncesinden enkaz olarak aldığımız dünyayı daha çok kazanmak uğruna yaşanamaz hale getirdiysek bugün, yarın evlatlarımız neslimiz nasıl yaşayacak bu modern görünümlü bataklıkta?

Çin ve Hindistan dünyanın fabrikaları hükmünde ve her gün haddi hesabı bilinmeyen zehirli gaz salınımı ve kimyasal atıklarla herkesin dünyasını kirlettikleri net. Maalesef zehrin sınırı yok, Çin veya Hindistan sınırlarında kalmıyor, herkesi zehirliyorlar.

Küresel ısınmacılar için gereksiz yaygara çıkartıyorsun diyen para babalar elbette ellerindeki gücü sonuna kadar kullanacak ve karşıtların sesini kesecekler, ancak bu gerçeği hiç bir zaman değiştirmeyecektir.

Kızılderili ata sözüyle yazıma son vermek istiyroum;

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

Yasin Cuneyd Umur
Ekim 2019