Diyarbakır’lı Esma Nur’un hikayesi

Bugünkü yaşanmış hikayemiz için, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinin bir köyü olan Taşpınar köyüne gideceğiz. Diyarbakır’a bağlı Silvan ilçe merkezden yaklaşık 15 kilometre, yukarısında olan, iki askeri noktayı geçerek ulaşabielceğiniz bu yamaç köyde dünyaya gelmiş Esma Nur’un hikayesini sizlerle paylaşacağım. Genç ailenin ilk evladı olan ilk okul birinci sınıf öğrencisi Esma Nur, hayat dolu 6 yaşlarında bir kız çocuğu.

2017 Şubat ayında bir çok çocuk gibi Silvan devlet hastanesine, soğuk algınlığı şikayetiyle babası ve halasıyla gidiyor. Bağaz şişkinliği, ateş ve tıkanan üst solunum şikayetlerini dinleyen dokturu şurup ve ateşini düşürmek için bir iğne yaptırıyor. Hastaneden çıkıp evlerine yaklaştıkça Esma’nın yürümesi gittikçe zorlaşmaya başlıyor. Evine, halasının desteği ile zorla girebilen Esma’ nın gözleri ve ağzındaki kaymaları gören annesi panikleyerek Esma’yı odasına götürmeye çalışsa da Esma artık yürüyemiyordu. Esma o geceyi büyük sıkıntılarla geçirdi.

Boynundan aşağısı felçli olarak ailesi Esma’yı tekrar Silvan Devlet hastanesine geri götürdü, muayeneden sonra müşahade için bir gece hastanede yatırıldı. Yapılan tüm testler ve tahliller sonucu Esma’ da herhangi bir sorun bulunamadı. Esma kendi başına tuvalete bile gidemiyor, annesinin desteği ile ihtiyacı gideriliyordu. Su içmesi neredeyse imkansız hale gelen Esma’ ya annesi su içirmeyte çalışsa da Esma suyu yutamayınca annesi panikleyerek doktorları çağırdı. Silvan hastanesi, Esma’nın sorununa çare bulamayınca minik kızı hemen Diyarbakır Dicle Devlet Hastanesine sevkini istediler. Teşhis olarak Zatüre olmuş diye nakledilen Esma, Dicle Devlet hastanesine gelmesiyle hemen yoğun bakıma alındı. Hastanede geçireceği yedi aya yakın süreç böylece başlamış oluyor minik Esma’nın.

Ailenin, yoğun bakıma giremeyeceklerini, hastanede de beklemelerinin de bir manası olmadığını belirten hastane yetkilileri anne ve babasının telefon numaralarını alıp onları evlerine geri gönderdiler. Gönderirken de olası bir sorunda sizleri hemen ararız gelirsiniz diye ailenin gönülerine su serperptiler. Esma sabaha karşı 4:00 civarında kalp krizi geçirmiş ve yaklaşık 50 dakika kalbi durmuş minik bedeninde. Ertesi gün saat 10:00’da haber verilmiş ailesine, aile hastaneye gelmiş ve sadece beş dakika minik Esma’ yı görmelerine izin verilmiş. Doktorların söylediği ise yüreklerini yakmış Taşpınar’lı garip ailenin. Her şeye hazırlıklı olun, kızınız en çok üç gün yaşayabilir. Yoğun bakımda yüzü gözü kapalı koca borular ve kablolar arasında bir kaç hafta hayatta kalma mücadelesi veren Esma sonunda servise alındı.

Ailesi Esma’yı ziyarete geldiklerinde doktoru, Esma’nın sağır olduğunu söyledi. Oysaki korkudan sağır numarası yapmış uyanık kız. Servise geçen Esma, annesinin veya halasının yanında kalmasını ısrar etmiş her küçük sübyan gibi. Hastanede kaldığı süreç içerisinde Esma defalarca kalp krizi geçirmiş ve kalbi durmuş, canı gitmiş gelmiş minik bedenine. Solunum güçlüğü çeken Esma’nın heyet acilen Trakeostomi yani boğazının delinmesi ve nefes alabilmesi için solunum cihazına bağlanmasına karar vermiş. Annesi her ne kadar da Trakeostomi yapılmasına karşı gelse de, bir şekilde isteği dışında yapıldığını belirtiyor. Hastanede kalındığı süreçte annesi ve halası dönüşümlü olarak hastanede refakatçı olmuşlar Esma Nur’a.

Basit bir soğuk algınlığı için hastaneye gelen Esma, artık boynundan aşağısı felç olmuştu. Koca yedi ay hastanede kalmasına rağmen maalesef hiç bir olumlu iyileşme de olamamıştı. Genel durumu düzelmesiyle Esma’yı onkoloji bölümüne göndereceğiz dediler doktorları ama annesi eve götürmek istiyordu. Doktorlarla tartışırken bir hemşire yanaşarak annesine kızın burada kalırsa burada ölür al götür kızını evine demiş. Bunu da duyduktan sonra annesi hiddetlenerek bugüne kadar sizin dediğinizi yaptık ama bunu yapmayacağım alacağım çocuğumu der ve kızıyla evinin yolunu tutar.

Evde geçirilen üç ayın ardından sosyal medyanın gücünü kullanarak işadamı Diyarbakır’ lı bir hayırsever olan gönül-adamı Fuat beye ulaştı aile. Fuat bey, kendi evladı gibi uğraştı didindi Esma için ve çalmadığı kapı kalmadığı gibi tüm rapor ve analizlerini göstermediği kimse de kalmamıştı. Ancak modern tıp maalesef bu konuda yetersiz kalmış, Esma için hiç bir ümidin olmadığını söylemişlerdi. Vzgeçmemişti Futa bey, alternatif Tıp alanında neler yapılabileceğini araştırdı ve Esma’yı İstanbula getirip hemen çalışmalarına başlattı.

Kartal’ da bir akrabalarının yanına yerleşen Esma ve ailesi ilk seanslarına başladılar. Önce hayati önemi olan solunum cihazından kurtulması, gerekiyordu. Günlük seansları yoğun bir şekilde alan Esma’nın otuz gün gibi kısa sürede artık makinaya bağımlı kalmadan kendi başına nefes alabiliyordu. Bu harika gelişmeye ilaçsız ve desteksiz tuvaletini yapamayan Esma’nın artık normal şekilde tuvaletini yapabiliyor olması da eklenince, umutlar iyice artmaya başlamıştı.

El ve Ayak parmakları kımıldamaya başlamış hatta cep telefonunu kullanabilecek kadar sol elinin fonksiyonları görevini yapıyordu. Artık solunum cihazına bağımlı olmayan Esma, ailesiyle dışarı çıkabiliyor, yatağa bağlı kalmak zorunda olmamanın keyfini çıkartıyordu. Yoğun seanslar, ailenin İstanbul’da daha fazla kalamamaları ve memleketlerine geri dönme zorunluluğu nedeniyle ara verilme mecburiyeti doğdu. Maddi imkansızlıklar ilaçların parasının karşılanamaması aile ve sponsorlar arasındaki gerginlikler maalesef köye dönüşü, seansların da yarım kalmasını hızlandırdı. Alternatif tıp seanslar için, gönüllü olarak İstanbul’dan her hafta Diyarbakır’ın Silvan ilçesine oradan da Taşpınar köyüne her ne kadar gidilse de belli bir zaman sonra maalesef bu da kesilmek zorunda kaldı. Para, her şeyin kapitalizm çarkında, heradımın da maddiyat gücüne bağlı olduğu bir dünya düzeninde kaçınılmaz gerçekti.

Aile Esma’yı alıp Diyarbakır’a dönünce Dicle Hastanesine Esma’nın doktoruna geri gittiler. Esma’ nın ölmediğini gören doktor çok şaşırmıştı, hatta gelişmeleri gördüğünde buna inanamamıştı. Esma’nın felç olmasının sebebinin Silvan hastanesinde yapılan iğneden olduğunu kabul etmiş ama yapacak bir şey yok demişti doktoru.

Esma’nın yaşadığı ev, köy yeri evlerinin altı ahır olamsı yetmiyormuş gibi etraftaki, tüm komşularının ahırından çıkan hayvan dışkısı evlerinin önünden akıp gidiyor. Her taraf dışkı olan bir yerde tabiki Esma enfeksiyon kapma riski altındaydı. Böyle bir ortamda, Esma gibi bir hastanın kalması çok sakıncalıydı. Defalarca orası bu kız için uygun değil, gerekirse hastaneye gidin yatın bu yaz sıcağında Esma enfeksiyon kaparsa kurtulamaz dediysek de maalesef küçük Esma Nur’un 12 Eylül 2018 tarihiğnde verdiği zorlu mücadelesi sona ermişti, vefat etti.

Allah ailesine sabır, versin, masum yavruyu cennetine kabul etsin demekten başka da bir şeyimiz kalmamıştı.

Yasin Umur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir